Soru Cevap

Tüp bebek tedavisi normal olarak gebelik şansı olmayan ya da çok az olan çiftlerde gebelik şansını arttıran bir tedavi yöntemidir. Tüp bebek işleminde hormon ilaçları ile anne adayının yumurta hücreleri geliştirilir ve anestezi altında yumurta toplama işlemi yapılır. Toplanan yumurtalar, aynı gün baba adayından alınan spermlerle laboratuvar ortamında döllenir. Bu yöntemle oluşturulan embriyolar arasından seçilen en kaliteli embriyo anne adayının rahmine transfer edilir. Transfer işlemi ağrısız bir işlemdir.

-İleri anne yaşı, azalan yumurta rezervi ve yumurtaların kalitesi
-Sperm hareketliliğinde ve kalitesinde azalma, azospermi, varikosel gibi erkek faktörlü nedenler
-Rahim içi ve fallop tüpleri ile ilgili sorunlar
-Kistler
-Sebepsiz infertilite

Tedavi Çeşitleri:
– IUI (Aşılama): Erkekten alınan iyi spermlerin özel bir katater aracılığıyla kadın rahmine yerleştirilmesidir.
-Klasik IVF (Tüp bebek): Erkekten alınan iyi spermlerin kadından toplanan yumurta hücreleriyle laboratuvar ortamında bir araya getirilmesidir.
-IMSI: Spermlerin 800 kat büyütülmüş ortamda en iyilerinin seçilmesi, sonrasında ICSI veya klasik IVF ile embriyo elde edilmesidir.
– ICSI (mikroenjeksiyon): Erkekten seçilen iyi spermin kadın yumurtasının içerisine enjekte edilmesidir.

İnfertili çiftin tedavisi, çiftin infertilite problemine ve probleminin derecesine bağlıdır. Bazı nedenler çok kolay tedavi edilirken, diğerlerinde gelişmiş tekniklerin kullanılması ve zaman gerekebilir. Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalma şansı % 20 dir. Geçmişte infertil bir çift için fazla bir umut ışığı yokken bugün elimizde bulunan teknoloji ve ilaçlar sayesinde doğru tanı ve tedavi ile çiftlerin % 85’i çocuk sahibi olabilmektedir.

Tüp bebek fiyatları merkezden merkeze değişir. Ancak tüp bebek tedavisinde merkez seçimi yaparken tek önceliğiniz fiyat olmamalıdır. Çünkü tüp bebek işlemi iyi planlanması ve tüm faktörlerin değerlendirilmesi gereken hassas bir işlemdir.

-Deneyim
-Teknoloji
-Başarı Artırıcı Yöntemler
-Şeffaflık İlkesi

Tüp bebek tedavisi esnasında belirli dönemlerde cinsel ilişkide bulunulmasında bir sakınca yoktur. Ancak yumurta keseleri belli bir boyuta ulaştıktan sonra cinsel birliktelikte bulunulması tavsiye edilmemektedir.

Tüm gebeliklerin yaklaşık olarak % 1-2 ′sinde dış gebelik ile karşılaşılmaktadır. Tüp bebek tedavilerinde de dış gebelik riski bulunmaktadır ve tüp bebek tedavilerindeki genel gebelik oranlarına bakıldığında bu risk %1’in altındadır. Ancak bu durum, tüp bebek tedavileri ile direk ilgili değildir. Çocuk sahibi olunmasına engel olan diğer sebepler yüzündendir.

Doğacak bebekte olabilecek kromozomal bozukluklar tespit edilerek; genetik açıdan bozuk olan embriyolar seçilir ve böylece gebelik şansı arttırılırarak başarısız tüp bebek denemelerinin önüne geçilmeye çalışılır. Genetik tarama ile desteklenen tüp bebek tedavileri; tekrarlayan gebelik kayıpları, anomali veya metabolik hastalıklı bebek öyküsü, tekrarlayan başarısız tüp bebek denemesi, ileri kadın yaşı, kadın veya erkekte kromozomal bir bozukluk, açıklanamayan kısırlık, kötü sperm kalitesi ve sperm DNA hasarı olan durumlarda önerilmektedir.

Yardımcı üreme tedavilerinde bir sayı sınırlaması bulunmamaktadır. Tedavi neticesinde başarısız bir sonuç elde edilebilir fakat bu noktada pes edilmemelidir. İlk denemesinde başarısız sonuç elde edilen pekçok hasta, takip eden süreçlerde gebelik elde edebilmektedir. Çiftlerin sağlık durumunda bir sıkıntı olmadığı sürece tedavi periyotları arasında dinlenme süreleri bırakılarak tüp bebek tedavisinin tekrarlanmasında bir sıkıntı bulunmamaktadır.

Embriyonun kaçıncı günde transfer edileceği ile ilgili kesin bir kural yoktur. Tüp bebek merkezinde hastaya uygulanan tedavi protokolüne, kadından elde edilen yumurta sayısına ve kalitesine, gelişmekte olan embriyonun sayısına ve kalitesine göre embriyonun transfer edilme günü değişim göstermektedir. Ancak genel olarak blastokist gelişiminin gerçekleştiği 4., 5. ve 6. günler embriyo transferi uygulamasında daha yüksek gebelik oranları getirmesi nedeniyle tercih edilmektedir.

Erkekte ereksiyon problemi varsa ereksiyona yardımcı olabilecek bazı ilaçlar da hastaya verilebilir. Mastürbasyonla sperm elde edilememesi halinde, geriye boşalma veya menide hiç sperm olmaması durumunda ise erkeklerden bazı cerrahi işlemler ile sperm elde edilebilmesi mümkündür.

Erkeklerde sperm üretimi her yaşta devam etmektedir. Ancak erkeğin yaşının ilerlemesiyle birlikte, sperm kalitesinde bir düşüş söz konusudur. 55 yaş ve üzeri erkeklerde ise sperm hareketliliği %54 oranında azalır. Erkek yaşı ne kadar genç olur ise bir kadının gebe kalabilme ihtimali o kadar artmaktadır. Ancak genel olarak hem doğal yollardan hem de yardımcı üreme tedavilerinde kadın yaşı, erkek yaşına kıyasla daha büyük bir öneme sahiptir.

Erkeklerde menide hiç sperm görülmemesi durumuna azospermi denilmektedir. Genel olarak obstrüktif azospermi hastalarında cerrahi sperm elde etme yöntemleri ile sperm bulma olasılığı %100’e yakın iken; nonobstrüktif azospermide bu oran %65 civarındadır. Yardımcı üreme tedavilerinde kullanılan sperm elde etme yöntemleri MESA PESA( Perkutan Epididimal Sperm Aspirasyonu), PTESA( Perkutan Testiküler Sperm Aspirasyonu), TESE( Testiküler Sperm Ekstraksiyonu), Mikro TESE( Mikroskop altında Testiküler Sperm Ekstraksiyonu).

Kromozomlarımız ve genlerimiz anne ve babamızdan gelmektedir. Bu nedenle anne ve babadaki genetik sorunların bazıları bebeğe de geçebilmektedir. Ancak yardımcı üreme tedavilerinde genetik taramalı tüp bebek tedavisi yapılarak genetik açıdan sağlıklı embriyolar seçilebilmekte ve bu genetik bozuklukların bebeğe aktarılması önlenerek gebelik şansı arttırılabilmektedir.

Tedaviye alınan hastaların genel sağlık durumu ve kullandıkları ilaçlar
Çiftin tüp bebek tedavisi öncesinde sahip oldukları üreme sorunları
Başarısız yardımcı üreme tedavisi öyküsü olması ve bunun nedenleri
Çiftin üreme hücrelerinin sayısı ve kalitesi, hormon tahlilleri, rahim tüp filmindeki bulguları, ultrasonografi verileri ve spermiogram testi değerleri
İleri kadın ve erkek yaşının olması
Transfer edilen embriyonun kalitesi ve sayısı
Genetik taramalı tüp bebek tedavisindeki embriyoların kalitesi ve genetik özellikleri
Çiftin tedavi sürecine uyumu
Tüp bebek merkezindeki doktorların, hemşirelerin, embriyolog ve biyologların deneyimleri,

Turner sendromu dişilerde en çok görülen kromozomal anomalilerden biridir. Zeka gelişimleri normal olsa da öğrenme güçlükleri, sosyal alanlarda ve arkadaş ilişkilerinde bir yetersizlik söz konusudur. Turner sendromlu kadınlarda doğurganlık 45, XO genetiğine sahip olan kadınlarda nadir olarak görülürken; kromozomlarında mozaik veya X delesyonu olan hastalarda doğurganlık daha sıktır ancak bu durum sadece ergenliğe kendiliğinden girebilen kız çocuklarında mümkün olmaktadır. Bu hastalarda genetik taramalı tüp bebek tedavileri ile gebelik elde edilebilir.

Yardımcı üreme tedavisi olarak yumurtlatma- çatlatma- cinsel ilişkiye bırakma ya da aşılama tedavisi planlanan hastalarda tedaviye başlamadan önce rahim içinin ve tüplerin yapısal ve işlevsel özelliklerinin değerlendirilebilmesi için rahim tüp filminin çekilmesi önerilmektedir.

Rahim tüp filminde rahim içinde bir problem saptanması, ultrasonografide rahim içinde düzensizlik, polip, myom benzeri oluşumların izlenmesi veya başarısız tüp bebek denemelerinin olması halinde embriyo transferi ya da aşılama tedavisi öncesinde Histeroskopi işlemi yapılarak rahim içinin gebeliğe hazır hale getirilmesi önem taşımaktadır. Ancak hiçbir bulgusu ya da öyküsü olmayan hastalarda tüp bebek tedavisi öncesinde histeroskopi ameliyatının yapılması zorunlu değildir.

Her myom ve her yumurtalık kisti tüp bebek tedavisine engel olmadığı gibi, gebe kalamamaya ya da gebelik kaybına da neden olmamaktadır. Myomun türü, myomun yerleşim yeri, myomun boyutu, myomların sayısı, gebelik kayıp öyküsü ve başarısız tüp bebek denemesi varlığı değerlendirildikten sonra myoma yönelik olarak bir cerrahi işlem gerekip gerekmediği hekim tarafından hastaya anlatılır. Yumurtalık kistlerine ise kötü huylu olmadıkları sürece herhangi bir cerrahi işlem yapılması önerilmemektedir.

Sperm sayısı bireyler arasında ve aynı birey tarafından verilen örnekler arasında değişkenlik göstermektedir. Cinsel birliktelik ile gebelik elde edilebilmesi için baba adayının sperm konsantrasyonun en az 15 milyon, toplam sperm sayısının da en az 39 milyon olması gerekmektedir.

Erkeklerde sperm üretimi ileri yaşlara kadar devam etmektedir. Ancak erkeklerin de yaşla birlikte üreme potansiyellerinde bir azalma oluşmaktadır. Sperm analizi sonuçları maruz kaldıkları çevresel etkenlere, yaşam kalitelerine, genetik mirasa göre değişim göstermektedir. Bu nedenle öncelikle sperm sayısını düşüren faktörlerden uzak durulması gerekmektedir.

Tüp bebek tedavisinde erkeğin sperm, kadınınsa yumurta kalitesi ve sayısı elbette çok önemlidir. Ancak döllenme ve embriyo elde etme olayları uzmanlar tarafından gerçekleştirildiği için sperm sayısı az da olsa tüp bebek tedavisi gerçekleştirilebilmektedir. Fakat sperm sayısı az olduğunda elde edilecek embriyo sayısı da az olacaktır ve dolayısıyla da rahme yerleştirmek için en sağlıklı embriyoyu seçmek için çok fazla seçenek bulunamayacaktır. Zaten spermiyogram sonucu sperm sayısının çok az olduğu tespit edildiğinde mikroenjeksiyon uygulanacaktır. Erkeğin verdiği menide hiç sperm bulunamadığında ise cerrahi yöntemle testis kanallarında ve dokusunda sperm aranır.

Doğum sırasında kız bebeklerde her iki yumurtalıkta toplamda 1-2 milyon arasında yumurta öncüsü hücre bulunmaktadır. Doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede bu yumurtaların bir kısmı vücut tarafından yok edilir ve ilk adetin görülmesi ile birlikte sayı 250-400 bin civarına kadar geriler. Ancak tüp bebek tedavileri ile kadının yumurta rezervinin azalması ya da tükenmesi söz konusu değildir.

Tüp bebek tedavisi öncesinde özel bir beslenme programına uyulması gerekmez, ancak dengeli beslenme hem genel vücut sağlığı hem de hamileliğin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için önemlidir. Bu da tüp bebek tedavisinde başarı elde edilmesine yardımcı olur. Bu nedenle öncelikle çiftin sağlık durumları ve hastalıkları değerlendirilmeli ve ona göre bir beslenme programı önerilmelidir.

Sağlıklı bir hamilelik için öncelikle vücut kitle indeksine göre uygun bir kiloda olunması gerekir. Aşırı kilolu olmak ya da aşırı zayıf olmak da gebelik ve tüp bebek başarı şansını azaltabilir.

Yardımcı üreme tedavilerine başlarken genel olarak karbonhidrattan fakir ancak mineral, protein, omega 3′ den zengin bir beslenme programı tercih edilmelidir. Folik asit, potasyum, magnezyum açısından zengin yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler, ve baklagiller yine bu süreçte önemlidir. B ve C vitamini içeren meyve ve sebzeler günlük olarak tüketilmelidir. Tedavi sürecinde en az 2- 3 litre su tüketilmelidir. Yine bu süreçte suni tatlandırıcılardan, konserve gıdalardan, katkı maddesi içeren hazır gıdalardan uzak durulması önerilmektedir. Çay, kahve, asitli içeceklerin tüketimi azaltılmalıdır. Düzenli bir yaşam ve uyku düzeni sağlanmalıdır.

Tüp bebek tedavisi öncesindeki hazırlıklar, tedavi esnası ve tedavinin sonrası olmak üzere 3 aşamalı şekilde düşünülmelidir. Bu üç aşama da birbirine bağlı ve birbirini etkiler durumdadır. Bu bakımdan tıpkı tedaviye başlamadan önce olduğu gibi tedavi sonrasında da yukarıda bahsi geçen sağlıklı beslenme kuralları takip edilmelidir. Embriyo transferi sonrasında gebelik elde edilmesinden doğuma kadar olan süreçte de sağlıklı ve doğru beslenmek eve canlı bebek götürebilme şansını olumlu etkileyecektir.

Polikistik over sendromu (PCOS) bayanlarda sıklıkla görülen, nedeni tam olarak belli olmayan hormonal bir yumurtlama bozukluğudur. PCOS’lu hastalarda yumurtlayamamaya bağlı gebe kalmakta sıkıntı görülebilmektedir. Bu hastalarda yardımcı üreme tedavileri ile gebelik elde edilme şansı oldukça yüksektir( ilaç ya da iğne tedavileri ile yumurtlamanın uyarılması, aşılama, tüp bebek). Ancak bu tedavilerde yakın bir takip ve ilaç dozlarının hassas bir şekilde ayarlanması gerekmektedir. Zira kontrolsüz yapılan tedaviler sonucunda aşırı uyarım sendromu gelişme riski olabilmekte ve bu tablo hayatı tehdit edecek sağlık problemlerine neden olabilmektedir.

Tüp bebek tedavilerine adetin 2-5. günleri arasında başlanabilmektedir. Daha önce yapılan tahlil sonuçları ve ultrasonografi muayene bulguları değerlendirilerek yumurtalık rezervinize, rahim ve tüplerinizin durumuna ve sperm analizi sonuçlarınıza göre çifte özel bir tedavi planı yapılır.

Günümüzde yeni ilaç protokolleri ve uygulamalar sayesinde tüp bebek tedavilerinde başarı oranları giderek artmaktadır. Ancak gebelik elde etme oranlarının % 100 olmadığı unutulmamalıdır. Tüp bebek tedavisinde kaç defa deneme yapılabileceği ile ilgili bir kısıtlama bulunmamaktadır. Çiftlerin isteği göz önünde bulundurularak sağlık problemleri olmaması halinde her tedavi denemesi arasında belirli bir süre bırakılarak yeni denemeler yapılabilir.

Adet kanaması aktif bir şekilde devam ederken HSG filmi çekilmesi önerilmemektedir. Zira kullanılan ilaçlar hem kan dolaşımına geçebilir hem de adet kanı ile beraber tüpler aracılığı ile karın içine geçebilir. Rahim tüp filmi en erken adet kanaması bittikten sonraki 7-10 günlük süreçte çekilebilir. Yumurtlama zamanı geçtikten sonraki süreçte yapılan çekimlerde ise gebelik ile ilgili değerlendirmeler yapılmalıdır.

Eskiden kullanılan yöntemlerde bu filmler esnasında ağrı şikayeti olabilmekteyken günümüzde Hsg filminin çekilmesi için üretilen modern aletler sayesinde bu işlem esnasında hissedilen rahatsızlık hissi en az seviyeye indirilmiştir. Ancak hastanın strese girmesi, işlem esnasında panik olması ya da vajinismus gibi bir durum söz konusu olması halinde bu işlem esnasında anestezi uygulanabilir. İşlemin kendisi hazırlık sonrasında 5 dakika sürmektedir. HSG filmi çekildikten sonra hastalar günlük hayatlarına dönebilmektedir.

HSG filminin çekim işi bittikten 10-15 dakika sonrasında filminizi alabilirsiniz. Çekilen filmler bazen siyah röntgen kağıtlarına basılır bazende CD’ lere yazdırılır. Çekilen filmin yazılan raporu ise merkezin yoğunluğuna göre hastaya teslim edilir.

Sperm sayı hareket ve morfolojisinde problemleri olan ve daha ileri yaşlarda çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde, testis dokusundan ya da kanallardan cerrahi yöntemle sperm elde edildiğinde, kanser tedavileri öncesinde, spermlerin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek tedavilerden önce, testislere zarar verebilecek bir ameliyat öncesinde, vasektomi ameliyatı öncesinde, tüp bebek tedavisi esnasında yumurta toplama günü eşin olmaması durumunda, sperm sayısının az olması durumunda yumurta toplama günü yeterli sperm elde edebilmek adına havuzlama amaçlı ve sperm verme güçlüğü olan kişilerde yardımcı üreme tedavileri esnasında sperm dondurulabilir.

Yumurtalık rezervinin azaldığı hem ultrasonografi hem de yapılan hormon tahlilleriyle( AMH, FSH, LH) anlaşılan kadınlarda, erken menopoz riski olan kadınlarda, kanser tedavileri öncesinde, yumurtaların gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek tedavilerden önce, yumurtalıklara zarar verebilecek bir ameliyat öncesinde yumurtaların dondurulması işlemi önerilmektedir.

Yumurta toplamı işlemi hastanın ağrı hissetmemesi için anestezi altında yapılır. Üç farklı anestezi uygulaması vardır. Bunlardan biri bilinçli sedasyondur, çeşitli ilaçlar kullanılarak hasta hafif bir uyku haline geçer. İkinci olarak genel anestezi uygulanabilir ve bu işlemde kadın tamamen uyutulur. Üçüncü olarak ise lokal anestezi ile yumurta toplama işlemi yapılır. Ancak bu işlem diğer iki yönteme göre daha ağrı vericidir.

Tüp bebek tedavilerindeki başarı oranı günümüz koşullarında maalesef %100 değildir. Bu nedenle başarısız bir tüp bebek tedavisinden sonra hekim ve çift tedavide başarısızlığa neden olabilecek faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla bir görüşme yapar ve yeni bir tedavi planı oluşturulur. İki tedavi arasında en az 2 ay en fazla 6 ay kadar beklenmesi yeterli olur. Daha uzun bekleme süreleri kadının rezervi, tedaviye olan inancı ve motivasyonu açısından olumsuz etkiler yaratabilir.

Mesa (Mikroskop Altında Epididimal Sperm Aspirasyonu), Obstrüktif Azospermi gibi menide hiç sperm bulunmaması durumunda ya da ejekülat verme güçlüğü olan hastalarda ya da hareketli spermi olmayan hastalarda erkeğin kanallarından lokal ya da genel anestezi ile mikro- cerrahi yöntemi ile yapılan bir işlemdir.ya da ciltten iğne ile sperm elde edilmesidir.

TESE(Testiküler sperm ekstraksiyonu), Menide sреrm bulunmayan azospermі hastalarında ya da sрerm saуısı nоrmal olѕa bile hareketli spermi olmayan hastalarda ya da ejekülat verme güçlüğü olan hastalarda teѕtiѕlerden meni taşıyan tüpler bulunarak çıkarılır ve daha sonra laboratuvarda bazı işlemlere tabi tutularak elde edilen sperm hücreleri ICSI yöntemi ile yumurtaların içine yerleştirilir. Ameliyathane ortamında ve mikroskop altında yapılan bir işlemdir. Ağrılı bir işlem olması nedeniyle genel anestezi altında yapılması önerilmektedir.

PESA(Perkutan Epididimal Spеrm Aspirasуonu), Sperm testislerde bulunan epididim adı verilen kanallar boyunca ilerlerken olgunlaşmaya başlar ve hareket edebilme kabiliyeti kazanır. Testislerin içinde bulunan skrotum iѕmi verilen keѕe аçılmаdаn bu kanalların içine ince bir іğne іlе girеrеk içerisindeki sрermlerin alınması işlemine PESA denilmektedir. Obstrüktіf azospermі оlgularında yаpılаbilir.

TESA(Testiküler Sperm Aspirasyonu), Lokal anestezi altında testise iğne ile girilerek sperm kanallarından sperm elde edilmesi işlemidir. İşlem sonrasında hastanede yatış gerektirmemektedir. Sperm kanallarının doğuştan yokluğu/tıkanıklığı veya ameliyat, iltihap gibi nedenlere bağlı olarak sonradan tıkandığı obstrüktif tip azoospermi hastalarında, retrograd ejakülasyon varlığında, hareketli spermi olmayan hastalarda tercih edilebilen bir yöntemdir.

Dondurulan embriyolar gerektiği durumlarda istenirse farklı bir merkeze taşınabilir. Hastalar genel olarak embriyoların taşınma esnasında zarar göreceğinden çekinmektedirler. Embriyolar tüp bebek merkezlerinde azot gazı ile dolu tanklarda muhafaza edilmektedirler ve bu tank içindeki gaz miktarı azalmadığı sürece embriyolar zarar görmezler. Taşıma esnasında ise termos boyutundaki tanklara azot gazı konulmakta ve embriyolar bu tankın içine başka bir merkeze çift tarafından nakil edilmektedir. Bu taşıma esnasında embriyoların zarar görmeyeceği koşulların sağlanması bu nedenle önemlidir.

Sperm sayı ve hareket bozuklukları doğal yollardan gebelik şansını azaltmakla birlikte yardımcı üreme tedavilerindeki başarı oranlarını da azaltmaktadır. Mikroçip yöntemi mikro akışkan çip teknolojisi ile spermler arasından DNA yapısı en iyi olan spermleri seçmek adına kullanılan bir yöntemdir. Bu sayede daha iyi kalitede embriyolar oluşturulabilmektedir. Teknolojinin Türkiye de yeni yaygınlık kazanması nedeniyle her merkezde kullanımı söz konusu değildir.

Çoğunlukla Polikistik yumurtalıkları olan genç hastalarda görülür. Yapılan yumurta büyütme iğnelerine yumurtalıkların aşırı cevap vermesi durumunda ortaya çıkar.
Yumurtalıklarda büyüme, karında sıvı toplanması, karın ağrısı, karında şişkinlik, idrar miktarında azalma gibi belirtilere ve şikayetlere yol açar. Bu gibi durumlarda rahatsızlığın derecesine göre hasta ya ayaktan takip edilir ya da hastanede gözlem altında tutulur.

Yumurta toplama işlemi sırasında nadir de olsa kanama olabilir. İğnenin geçtiği yerdeki bir damarın zedelenmesi sonucu gelişen bu kanama, genellikle tamponla durdurulabilir ancak nadiren büyük bir damarın zedelenmesi sebebiyle ameliyat gerekebilir.

Yumurta toplama işleminden sonra nadiren gelişebilir. Karın ağrısı, ateş, karında hassasiyet olması durumunda doktora danışılmalıdır.

Yumurtalıklarda Kist Gelişmesi, Yumurta Gelişimindeki Yetersizlik, Yumurta Elde Edilememesi, Testislerden Sperm Elde Edilememesi, Döllenmenin ya da Embriyo Gelişiminin Olmaması, Döllenmenin ya da embriyo gelişiminin olmadığı durumlarda da tedavi iptal edilir.

Open chat
1
Hoşgeldiniz, WhatsApp üzerinden destek almak ister misiniz ?