Tüp Bebekte Başarıyı Arttıran Yöntemler

 1)Yardımcı yuvalanma

Embriyonun rahim içine yerleştirilmesini takiben değişik olaylar oluşmaktadır. embriyo bölünmeye ve büyümeye devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen zarı (zona pellusida) yırtarak endometrium olarak adlandırılan rahim içindeki dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam etmektedir.

Gebeliğin oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı yırtarak dışarıya çıkamaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşememesi olduğu kabul edilmektedir. Bu problemi çözmek için embriyoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yöntemlerle küçük bir delik açılarak embriyonun bu zarı yırtması ve rahim duvarına yerleşmesi sağlanmakta. Yapılan bilimsel çalışmalar bu yöntemle gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu göstermektedir. 

2) Blastokist kültürü 
Embriyonun ana rahmine tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokişt aşaması denir.
Son dönemlerde geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak günümüzde tüp bebek merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının elde edildiği 5. ya da 6. gün transferleri yaygınlaşmaya başlamıştır. Buna blastokist transferi adı verilir
Blastokist transferinin avantajları şunlardır: 
Gelişim potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilme.

Canlılığı yüksek olan daha az sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik olasılığını azaltması

Embriyo gelişimini daha iyi gözleyebilme

Embriyoları en yüksek gelişim potansiyeline sahip oldukları dönemde yani blastokişt aşamasında dondurabilme

Preimplantasyon genetiği uygulayan merkezlerde trophectoderm (blastokiste ait iç hücre tabakaları) biopsisi uygulayabilmek ve bu doku embriyonik olmadığı için etik problemleri ortadan kaldırabilmek.


3) Preimplantasyon genetik tanı 
Preimpantasyon Genetik Tanı(PGT), ailesinde genetik hastalıklar olan çiftlerin ya da uygulanan tedavilere cevap vermemiş interfil ailelerin tüp bebek yöntemi kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir genetik tanı yöntemidir. Bu teknikte çiftlerden elde edilen embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı olan embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adayına genetik olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. Bu sayede genetik bozukluğu olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler için hamilelik en başından kontrol altına alınmış olur.

 

 IVF’de olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden biri kromozom anomalisi dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. 

Bu nedenle PGT, özellikle ileri yaştaki IVF hastalarına ait oositlerde yüksek oranda kromozom anomalisine rastlanması sebebiyle ileri yaş anne adaylarına önerilmektedir.  

Bununla birlikte;  tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları, tekrarlayan düşük öyküsü, şidddetli erkek kısırlığı, neden bilinmeyen kısırlık vakalarında da  pgt yöntemi ile gebelik  şansı artmaktadır.

   

Ayrıca ülkemizde sıklıkla görülen talasemi, orak hücreli anemi ve bunun gibi birçok genetik hastalıkların gebelik öncesi analizi de PGT ile yapılabilmekte ve tamamen sağlıklı embriyoların transferi ile hastalık taşımayan sağlıklı bebeklerin doğması sağlanabilmektedir.

 Gelişen genetik teknikler ve bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, PGT ve diğer prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine aşvurmalarını kolaylaştırmıştır. Asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklerine kavuşturmak olan IVF, Preimpantasyon Genetik Tanı’nın uygulanması ile birlikte başarıya ulaşma konuşunda bir adım daha atılmasını sağlamıştır.

4) Embriyo dondurma 

İnsan gametlerinin ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek pratiğinde büyük önemi vardır. Tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskini en aza indirmek için genel yaklaşım en fazla iki embriyo transfer etmektir. Bu durumda akla gelen ilk soru elde edilen fazla embriyoların ne şekilde değerlendirileceğidir. Bu şekilde elde edilen fazla embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de psikolojik bir avantaj sağlamaktadır. Ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği zaman hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymamaktadır. Embriyo dondurma işlemi tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran bir işlem olarak da değerlendirilebilir. 

5) Tüplerin çıkartılması 

Tüplerin tıkalı olduğu bazı durumlarda içerisinde sıvı birikmekte(hidrosalpenks) bu durum tüp bebek başarısını yüzde 30 seviyesinde azaltmaktadır. Ultrasonografide tüplerin içinin sıvı dolu olduğu saptanırsa tüp bebekten önce laparoskopik tekniği ile tüplerin çıkartılması çiftin gebelik şansı azalmadan deneyebilmesini sağlamaktadır. 

6) Mikrodiseksiyon TESE 

Testislerin içerisinde bulunduğu kese ve her bir testisi çevreleyen tunika albuginea isimli kılıf küçük bir kesi ile açılır. Testis dokusu mikroskop ile incelenerek geniş görülen kısımlardan örnekler alınır. Kesilen bölümler dikilerek işleme son verilir. Bu yöntemin testis dokusuna daha az zarar verdiğini öne süren yayınlar vardır. Cerrahi sperm elde etme yöntemleriyle obstrüktif azospermi (sperm üretiminde sorun olmadan, ürogenital kanallarda tıkanıklık sonucu oluşan )olgularının yüzde 100’ünde, nonobstrüktif azospermi  (sperm üretiminde sorun olan )olgularının genel olarak yüzde 65’inde sperm bulunabilmektedir. 

Obstrüktif azospermi  (ürogenital kanallarda tıkanıklık )olgularında spermlerin dondurma çözme işlemi sonrası canlılık oranları ve bu spermlerin kullanımıyla elde edilen gebelik oranları oldukça iyidir. Ancak, nonobstruktif azospermi (sperm üretiminde sorun olan )olgularında elde edilen spermlerin dondurularak saklanması ve sonra tekrar kullanılması tartışmalı bir konudur. Bu hastalardan elde edilen spermlerin önemli bir kısmı yapısal kusurlara sahiptir ve dondurulup çözülme işleminin stresini kaldıramayabilmektedir. Ancak, daha sonraki işlemlerde sperm bulunamaması olasılığına karşı çok seçici bir şekilde uygun spermlerin dondurularak saklanması önerilebilir. Bu grupta mümkün olduğunca taze sperm kullanılmasının başarıyı artırdığı görüşündeyiz.

Obstrüktif azospermi olguları için literatürde yedi defaya kadar uygulanan hastalar bildirilmiştir ve bu işlemlerin her defasında sperm elde edilmiştir. Nonobstrüktif azospermi olgularında ise daha önceki TESE’lerde sperm bulunmuş olması koşuluyla 6 defaya kadar TESE yapılan ve sperm elde eidlen hastalar bildirilmektedir.Mükerrer TESE uygulamalarıyla elde edilen gebelik oranları ilk uygulamada elde edilen gebelik oranlarından farklı değildir.Birinci TESE’de olgun sperm bulunamayan nonobstrüktif azospermi hastalarının % 25’inde ikinci uygulamada sperm bulunduğu bildirilmiştir.


             7) Havuz yöntemi (pooling )

              Tüp  bebek tedavisinde embriyo transfer yapmadan, iki veya daha çok sayıda yumurta          uyarılması ve toplanması sonucu elde edilen embriyoların dondurularak saklanması ve çok sayıda embriyonun birlikte çözülerek gelişimlerinin 5-6. Güne kadar izlenmesi ve içlerinden en iyi kalitede olanların anne rahimine yerleştirilmesi ile gebelik şansının arttırılmasını amaçlayan bir yöntemdir.

Düşük yumurta rezervi olan kadınlardan daha az yumurta ve bunun sonucunda daha az embriyo elde edilmekte ve bunlar arasından en iyi gelişen embriyo seçimi ve transferi  ve gebelik şansı azalmaktadır. Havuz yöntemi ile toplanan yumurta ve  oluşan embriyo sayısı arttıralarak, bunların tutunma şansı en yüksek olan blastokist aşamasına kadar izlenmesi ve transferi ile gebelik  şansı arttırılmaktadır.

8)  sperm mikroçip ( sperm mıknatısı);  sperm mikroçip teknolojisi,  tüp bebek tedavisinde elde edilen yumurtaların döllendirilmesin de kullanılacak spermlerin seçilmesi için normal fizyolojiyi taklit etme esasına dayanan bir yöntemdir.

Mikroçip li tüp bebek tedavisinin klasik tüp bebek tedavisinden ayrıştığı nokta spermlerin seçim yöntemidir. Klasik tüp bebek tedavisinde sperm seçimi için alınan meni örmeği, dakika da  1500-2000 devir yapan santrifüj denilen özel bir cihaza konularak seri yıkama ve çöktürme işlemi yapılır. Ancak yapılan bazı çalışmalarda yüksek hızda döndürme işleminin sperm hücrelerinin taşıdıkları genetik yapıda (DNA) kırılmalar ve hasarlar oluşturduğu gözlenmiştir.

Sperm mikroçip, tüm bu yıkama, döndürme ve çöktürme işlemlerinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı ve en sağlıklı sperm hücrelerinin doğal sürece benzer bir süreçle elde edilebildiği bir yöntemdir.

Mikroçip teknolojisiyle semen içerisindeki sperm hücreleri özel olarak tasarlanmış bir solüsyon içerisinde mikro kanalcıklardan geçerek sanki tüplerden yumurta hücresine ulaşmaya çalışıyor gibi yarışır.Yarış sonunda elde edilen spermler, yumurtayı dölleme şansı en yüksek spermlerdir. Böylece sperm seçimi doğala en yakın şekilde yapılmış olur.

9) IMSI (Intracytoplasmic Morphologically Selected Sperm Injection)

Tüp bebek tedavisinde, yumurta döllendirilmesinde kullanılacak spermin büyütülerek detaylı bir şekilde incelenmesini sağlayan ve başarıyı arttıran bir tekniktir.

Rutin bir mikroenjeksiyon uygulamasında sperm mikroskop altında  200 kat büyütülerek incelenirken, IMSI yönteminde 6000-8000 kat büyütülerek incelenmekte böylece spermin taşıyabildiği bir çok yapısal sorun saptanabilmekte ve sorunsuz sperm seçilerek bunlarla işlem yapılmakta ve sağlıklı embriyo oluşma ve gebelik şansı arttırılmaktadır.

Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda IMSI tekniği sayesinde daha iyi embriyo gelişimi, daha yüksek gebelik oranları ve daha az oranda gebelik kayıpları saptanmıştır. Aşağıda belirtilen durumlarda IMSI tekniği başarıyı arttırmak için kullanılacak bir seçenek olarak ön plana çıkmaktadır.

. tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları

. tekrarlayan düşükleri olan hastalar

. şiddetli sperm sorunu olan hastalar

. sebebi bilinmeyen kısırlık hastaları

 

 

 

 

            

Open chat
1
Hoşgeldiniz, WhatsApp üzerinden destek almak ister misiniz ?
Powered by